Bazı günler vardır; takvim yapraklarında sıradan bir tarih gibi görünür ama siyasetin hafızasına kazınır.7 Ekim 2026, İzmir için işte böyle bir gün oldu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Kongre Merkezi’nde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a AK Parti rozetini takması, yalnızca bir siyasi parti üyeliğinin ilanı değildi.İzmir siyasetinde yıllardır oluşmuş dengeleri değiştiren önemli bir gelişmeydi.AK Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı sandıkta kazanamadığı yaklaşık çeyrek asırlık dönemin ardından, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın AK Parti’ye katılması siyasi açıdan da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkardı.Fakat böyle bir gelişmeyi sadece Ankara’daki tören ve takılan rozet üzerinden okumak yeterli değil.Bir siyasi kararın arkasında çoğu zaman görünmeyen bir süreç vardır.Temaslar vardır.Konuşmalar vardır.Ve bazen bütün bunlardan daha önemlisi, karşılıklı güven vardır.İşte burada AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın yaklaşımını ayrı bir yere koymak gerekiyor.Saygılı, Cemil Tugay’ın göreve geldiği ilk günden itibaren siyasi rekabeti kişisel bir karşıtlığa dönüştürmeyen bir çizgi izledi.Farklı düşündüğü konularda eleştirisini yaptı.Ancak iletişim kapısını hiçbir zaman tamamen kapatmadı.İzmir’in sorunları söz konusu olduğunda konuşmayı, dinlemeyi ve ortak zemin aramayı tercih etti.Siyasette bu tavır bazen sanıldığından çok daha değerlidir.Çünkü siyasi rakibinizle mücadele etmek kolaydır.Zor olan, farklı düşündüğünüz bir isimle aynı şehir için konuşabilmektir.Bilal Saygılı’nın yaklaşımının önemli tarafı da burada ortaya çıkıyor.Bu yaklaşımın Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılma kararındaki tek veya belirleyici neden olduğunu söylemek elbette mümkün değil.Tugay’ın kendi siyasi değerlendirmeleri ve ülke siyasetine ilişkin tercihleri vardır.Ancak diyalog kanallarının açık tutulmasının, tarafların birbirini daha yakından tanımasına ve ortak meselelerde farklı bir iletişim zemini oluşmasına katkı sunduğunu da teslim etmek gerekir.Bence bu sürecin İzmir açısından asıl önemli tarafı da burada.Çünkü artık merkezi yönetim ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında daha farklı bir çalışma zemini oluşabilir.İzmir’in yıllardır çözüm bekleyen sorunları ortada.Ulaşım…Altyapı…Kentsel dönüşüm…Körfez…Yeni yatırımlar…İstihdam…İzmir’in ihtiyacı siyasi polemiklerin daha da büyümesi değil, bu başlıkların çözüm masasına daha güçlü şekilde taşınması.Cemil Tugay’ın bundan sonraki performansı da bu nedenle önemli.Çünkü siyasi tercihinin ardından artık ortaya koyacağı yönetim anlayışı konuşulacak.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bütün İzmirlilerin başkanı olduğunu unutmadan, merkezi yönetimle kurulabilecek yeni iş birliği imkânlarını kentin yararına kullanması gerekiyor.Bilal Saygılı açısından da yeni dönem bir başka anlam taşıyor.Bugüne kadar kurulan iletişimin bundan sonra somut iş birliğine dönüşmesi gerekiyor.Siyasette bir kapıyı açmak önemlidir.Ama o kapıdan İzmir adına neyin geçirileceği daha önemlidir.Eğer bu yeni süreç ulaşımda yeni çözümler, Körfez’de daha güçlü bir çalışma, kentsel dönüşümde hızlanma, altyapıda yeni yatırımlar ve İzmir ekonomisine katkı sağlayacak projeler üretirse, 7 Ekim yalnızca siyasi tarihe geçmiş bir gün olarak kalmaz.İzmir için yeni bir dönemin başlangıcı olur.Bilal Saygılı’nın ortaya koyduğu diyalog siyasetinin gerçek değeri de burada ortaya çıkar.Çünkü siyasette bazen en büyük başarı, rakibinizi susturmak değil; aynı masada buluşabileceğiniz bir zemin yaratmaktır.7 Ekim’de bir rozet takıldı.Ama İzmir’in beklentisi rozete sığmayacak kadar büyük.Şimdi söz değil, sonuç zamanı.Çünkü siyasetin gerçek başarısı, kimin hangi partiye geçtiğiyle değil; İzmirlinin hayatında neyin değiştiğiyle ölçülecek.
GÜNDEM
Yayınlanma: 08 Ekim 2026 - 15:01
'Saygılı' temas kazanan İzmir
Yusuf Kırbiç'in kaleminden...
GÜNDEM
08 Ekim 2026 - 15:01








