Türk sinemasının son yıllardaki en büyük kozlarından biri olan korku sineması çok sayıda çekilen filmle dikkatleri çekti. Türk sinemacıları bir maden gibi bularak deştiği bu korku çukurundan ne yazık ki dinsel öğelerin başrolde olmadığı bir film görmek mümkün değil.
Türk korku filmlerine şöyle bir göz atarsak gördüğümüz en önemli unsur cin ve peri. Korkutma unsurlarını dinle bağdaştırmayı seven senarist ve yönetmenler dini değerleri kullanarak insanların üzerinde oluşturdukları psikolojik baskıyı arttırmayı seviyorlar.Peki bu korku sinemasının en önemli örneklerini oluşturan yabancı korku sinemasıyla yarışabilecek konumda mı? Din pek çok ülkede korkutmanın akla gelen ilk öğesi. Bunu Türk sinemacılar gibi yabancılarda kullanıyor. Filmlerde uçuşan haçlar, eksik olmayan pederler ve zaman zaman ürkütmeyi başaran şeytan çıkartma ayinleri. Hristiyan dininin vazgeçilmez unsurlarını kullanmaktan sıkılmayan yabancı sinemacılar bunu yılllardır yapıyor. Ancak artık bu bilindik ve korkutmaktan ziyade güldüren sahnelerden yavaş yavaş korku seyircisi sıkılmaya başladı. ÜÇ HARFLİLER!Hep Türkiye'de hem de Amerika'da korku filmi çekecek yönetmenler koşarak dini öğelere sarılıyor. Bu ülkemiz korku sinemasının cin, peri üzerinden yaptığı korkutma taktiği yeni bir perdenin açılmasını fazlasıyla engelliyor. Özellikle Türkiye gibi sinema konusunda son yıllarda büyük gelişme göstermiş ülkelerde sadece dini öğelere bağlanarak korku filmi çekmek büyük bir hata. Ancak Türk insanının inançları doğrultusunda "cin" kelimesi yerine üç harfli dediği düşünülürse korku sinemasının temellerinin bu yönde atılması mantıksız sayılamaz.Ancak korku sinemasının ne Türkiye ne de Amerika gibi dini değerlere sarılmadan insanların tüylerini ürperten ve geceleri kabus görmesini sağlayan bir teknik daha var. BİR YOLU DAHA VARUzak doğu sineması bunu yıllardır yapıyor. Peki dini öğeler çıkarsa korku sineması olmaz ki diye düşünenlere ne veriyor? Özellikle kız çocuklarını korkutma sanatının baş köşesine koyan uzak doğu sineması bazen bir tutam saç bazen de musluktan damlayan iki damla su ile insanın kabus görmesine neden olabiliyor. İnandığın şeylerden çok gördüğün şeylerle korkutmanın en güzel yolunu buluyor. Cin, peri, peder, büyücü, kilise, cami, ezan gibi dinsel öğeleri çıkartırsak uzak doğu sinemasının dinamikleri ortaya çıkıyor. Muazzam korkutma sanatını keşfeden bu adamlar hem dini değerleri sömürmeden seyirciyi rahat bırakıyor hem de yıllardır klişeden boğulmuş korku sinemasına bayılanlara büyük bir müjde veriyor. Korkmak isteyen insanlara ilaç gibi gelebilecek bir tavsiye. Vakit kaybetmeyin gidip uzak doğunun gün görmemiş filmlerini keşfedin.
Türk korku filmlerine şöyle bir göz atarsak gördüğümüz en önemli unsur cin ve peri. Korkutma unsurlarını dinle bağdaştırmayı seven senarist ve yönetmenler dini değerleri kullanarak insanların üzerinde oluşturdukları psikolojik baskıyı arttırmayı seviyorlar.Peki bu korku sinemasının en önemli örneklerini oluşturan yabancı korku sinemasıyla yarışabilecek konumda mı? Din pek çok ülkede korkutmanın akla gelen ilk öğesi. Bunu Türk sinemacılar gibi yabancılarda kullanıyor. Filmlerde uçuşan haçlar, eksik olmayan pederler ve zaman zaman ürkütmeyi başaran şeytan çıkartma ayinleri. Hristiyan dininin vazgeçilmez unsurlarını kullanmaktan sıkılmayan yabancı sinemacılar bunu yılllardır yapıyor. Ancak artık bu bilindik ve korkutmaktan ziyade güldüren sahnelerden yavaş yavaş korku seyircisi sıkılmaya başladı. ÜÇ HARFLİLER!Hep Türkiye'de hem de Amerika'da korku filmi çekecek yönetmenler koşarak dini öğelere sarılıyor. Bu ülkemiz korku sinemasının cin, peri üzerinden yaptığı korkutma taktiği yeni bir perdenin açılmasını fazlasıyla engelliyor. Özellikle Türkiye gibi sinema konusunda son yıllarda büyük gelişme göstermiş ülkelerde sadece dini öğelere bağlanarak korku filmi çekmek büyük bir hata. Ancak Türk insanının inançları doğrultusunda "cin" kelimesi yerine üç harfli dediği düşünülürse korku sinemasının temellerinin bu yönde atılması mantıksız sayılamaz.Ancak korku sinemasının ne Türkiye ne de Amerika gibi dini değerlere sarılmadan insanların tüylerini ürperten ve geceleri kabus görmesini sağlayan bir teknik daha var. BİR YOLU DAHA VARUzak doğu sineması bunu yıllardır yapıyor. Peki dini öğeler çıkarsa korku sineması olmaz ki diye düşünenlere ne veriyor? Özellikle kız çocuklarını korkutma sanatının baş köşesine koyan uzak doğu sineması bazen bir tutam saç bazen de musluktan damlayan iki damla su ile insanın kabus görmesine neden olabiliyor. İnandığın şeylerden çok gördüğün şeylerle korkutmanın en güzel yolunu buluyor. Cin, peri, peder, büyücü, kilise, cami, ezan gibi dinsel öğeleri çıkartırsak uzak doğu sinemasının dinamikleri ortaya çıkıyor. Muazzam korkutma sanatını keşfeden bu adamlar hem dini değerleri sömürmeden seyirciyi rahat bırakıyor hem de yıllardır klişeden boğulmuş korku sinemasına bayılanlara büyük bir müjde veriyor. Korkmak isteyen insanlara ilaç gibi gelebilecek bir tavsiye. Vakit kaybetmeyin gidip uzak doğunun gün görmemiş filmlerini keşfedin.








