TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, "Türkiye olarak, barışın teminine yönelik her türlü diplomatik çabaya destek vermeyi sürdürüyoruz. Böylesi zorlu bir ortamda ülkemiz, güvenli liman olmaya devam etmekte, arayışı devam eden yeni uluslararası sistem için bir kutup başı olarak kendisini ortaya koymaktadır" dedi.Komisyon toplantısının açılışında konuşan Oktay, İsrail-ABD ve İran arasında süren ateşkese rağmen çatışma ortamının son bulmadığını belirtti. Oktay, "Körfezdeki durum maalesef bölgesel ve küresel düzeyde ciddi sonuçlar doğurdu ve doğurmaya da devam ediyor. Bunlardan bazıları şöyle. Birinci olarak, mevcut aşamada Hürmüz Boğazı’nda serbest seyrüsefer yapılamamaktadır. Türkiye’nin yaklaşımı, bölgede savaş öncesi uygulamaya geri dönülmesidir. İkinci olarak, savaş İsrail’in savaşı olmasına rağmen başta bölge ülkeleri olmak üzere bedelini tüm dünya ödemektedir. Asıl bedeli İsrail ödemelidir. Üçüncü olarak, bölge ülkeleri güvenlik stratejilerini gözden geçirmeye başlamaktadır. Dost ve kardeş bölge ülkelerinin güvenlik mimarisi ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesine katkı sağlamaya çalışılmaktadır. Buna Avrupa da dahildir. Dördüncü olarak, bölgesel gerilimin kardeş ülkeler arasında bir çatışmaya dönüşmesi riski mevcuttur. Bunun engellenmesi için Türkiye yoğun çaba harcamaktadır. Temennimiz, bu savaşın bir an önce sona erdirilmesidir. İmzalanacak nihai barış anlaşmasının bölgenin barış, istikrar ve refahına hizmet ederek, bugünkünden daha sağlam bir altyapı oluşturması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, dost ülkelerle birlikte, yoğun diplomatik çabalarımızı sürdürüyoruz" dedi.'SURİYE'DEKİ GELİŞMELER ÖNEMİNİ KORUMAKTADIR'İsrail'in Lübnan ve Gazze'de sürdürdüğü politikaları eleştiren Oktay, Türkiye'nin Suriye politikasına ilişkin, "Suriye’deki gelişmeler de ülkemiz ve bölgemiz açısından önemini korumaktadır. Bu gelişmeleri yakından takibe devam ediyoruz. Temennimiz; istikrarın muhafaza edilmesi, Suriye’nin güvenliği, toprak bütünlüğü, egemenliği, hızla yeniden inşası, huzuru ve refahıdır. Diğer taraftan ülkemizin kuzeyinde Rusya-Ukrayna savaşı da kısa süreli ateşkeslere rağmen maalesef halen devam etmektedir. Barış görüşmeleri/temasları devam ediyor gibi görünse de son ateşkesin 1 Mayıs 2026'da son bulmasıyla birlikte, sahada çatışmalar yeniden yoğunlaşmış durumda. Türkiye olarak, barışın teminine yönelik her türlü diplomatik çabaya destek vermeyi sürdürüyoruz. Böylesi zorlu bir ortamda, ülkemiz güvenli liman olmaya devam etmekte, arayışı devam eden yeni uluslararası sistem için bir kutup başı olarak kendisini ortaya koymaktadır" diye konuştu. Komisyonda, uluslararası anlaşma teklifleri görüşülüyor.‘YENİLENEBİLİR ENERJİ ALANINDAKİ HEDEFLERİMİZE KATKI SAĞLAYACAK’Komisyonda 3 uluslararası anlaşma kabul edildi. Daha sonra Türkiye ve Suudi Arabistan Krallığı arasında yenilenebilir enerji santrali projelerine ilişkin teklife geçildi. Teklif ile ilgili komisyonu bilgilendirmek üzere Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya söz aldı. Kulaklıkaya, “Ülkemizin 2035 yılı için belirlediği güneş ve rüzgar kurulu güç hedeflerine ulaşmak için yenilenebilir kaynak alanları yarışmalarının her yıl düzenlenmesi ve diğer ülkelerle büyük çaplı yenilenebilir enerji projelerine yönelik anlaşmalar imzalanması da planlanmaktadır. Bu kapsamda, yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan'la kurulacak iş birliği bu alandaki kapasitenin daha da gelişmesine katkı sağlamak açısından son derece önemlidir. Bu çerçevede, Sayın Cumhurbaşkanımızın 3 Şubat 2026 tarihinde Suudi Arabistan'a gerçekleştirdikleri ziyaret kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti arasında yenilenebilir enerji santrallerine ilişkin hükümetler arası anlaşma imzalanmıştır. İmzalanan hükûmetler arası anlaşmayla Türkiye'de toplam 5 bin megavat kurulu güce ulaşacak güneş ve rüzgar enerjisi projelerinin Suudi Arabistan Krallığı şirketlerince geliştirilmesi kararlaştırılmıştır. İlk aşamada biri Sivas ve diğeri Karaman illerinde olmak üzere her biri bin megavat elektrik kapasitesinde kurulu güce sahip toplam 2 bin megavat güneş enerjisi santrallerinin hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Tamamı dış finansman yoluyla gerçekleştirilecek söz konusu projeler doğrudan yabancı yatırım niteliği taşımakta olup uluslararası finans kuruluşları tarafından da desteklenecektir. İnşa edilecek santrallerden üretilecek elektrik enerjisi 30 yıl süreyle Elektrik Üretim AŞ tarafından satın alınacak, santraller için tahsis edilen alanların mülkiyeti Elektrik Üretim AŞ'de kalacak ve 30 yıllık sürenin sonunda Elektrik Üretim AŞ'nin santralleri bilabedel devralma hakkına sahip olacaktır. İmzalanan hükümetler arası anlaşma yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması, 2035 yılına kadar 120 bin megavat güneş ve rüzgar kurulu gücüne ulaşma hedefi ve 2053 net sıfır emisyon hedefi ile On İkinci Kalkınma Planı'nda yer alan politika önceliklerine ulaşılması bakımından önemli bir adım niteliğindedir. Bu çerçevede, yenilenebilir enerji alanındaki hedeflerimize ve enerji arz güvenliğimize katkı sağlayacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.‘TEKLİF, TÜRKİYE’NİN EGEMENLİĞİNİ ZAYIFLATIYOR’Teklif üzerine konuşan İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, “Açıkça söyleyeyim; standartlara uymayan bir anlaşma. Eleştirilerimin temel noktası, yenilenebilir enerji hedefi değil de anlaşmanın hukuki, mali, mülkiyet, tedarik ve uyuşmazlık çözüm mimarisinin Türkiye lehine yeterince dengeli olmamasıdır. Özellikle bazı maddeler, Türkiye'nin egemenlik alanını zayıflatan maddeler var. Kamu riskini arttırıyor ve yerli sanayiyi ikinci plana atan hükümler içeriyor. Stratejik altyapı yabancı kontrolüne geçiyor. Türk yargısı devre dışı bırakılıyor. Kur garantili yabancı gelir modeli verilmiş. Yetersiz bir yerlileşme yani yerli üretime yönelik, yerli sanayiye yönelik yetersizlik söz konusu” diye konuştu.‘HERHANGİ BİR YABANCI YATIRIMCIYA SAĞLANAN İLAVE BİR UNSUR YOK’Ardından muhalefet milletvekilleri değerlendirme yaptı ve sorular yöneltti. Soruları yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, “Teklifin 4'üncü maddesinde stratejik herhangi bir unsuru düzenlemiyoruz, projeyle alakalı kurulması muhtemel bir görevli geliştirici şirketi tanımlıyoruz ve bu şirketin hangi kapsamda hareket edeceğine dair her iki tarafın da bir konsensüsu sağlandı. Yani 4'üncü maddenin birinci kısmında herhangi bir şekilde stratejik bir pozisyon şirkete verilmiyor. Herhangi bir yabancı yatırımcıya tanınandan ilave bir unsur yok. Bu, sadece netleştirmek açısından geliştirici bir şirketin olacağını, bu şirketin yatırım yapacağını, bunların işte hangi kapsamdaki daha önce yapılmış sözleşmelere tabi olacağını, muamele göreceğini belirleyen bir madde” dedi.‘TEŞVİK VERİYORUZ, İMTİYAZ DEĞİL’Teklif nedeniyle Türk şirketlerine karşı dezavantaj olup olmaması ile ilgili Demircan, “Bugün itibarıyla Türkiye'de yabancı yatırımcılara verilen teşviklerden farklı bir teşvikimiz yok. Herhangi bir yabancı yatırımcı geldiğinde hem bölgesel anlamda hem stratejik yatırım teşvikleri anlamında faydalandığı teşviklerimiz var. Doğru, teşvik veriyoruz, imtiyaz değil bunlar. Artı, Türk şirketlerine niye vermiyoruz? Türk şirketlerine de verdik. Şu anda, 36 bin megavatlık projemiz var, toplamda projesi stokumuz 62 bin megavat, şu anda Türk şirketleri de yapıyor. Biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bize yılda az çok 10 milyar dolara yakın bir ilave kapasite yatırım lazım. Kendi iç kaynaklarımızla, bu ülkenin öz kaynaklarıyla yatırımcıların yapmasının dışında aynı zamanda dış kaynağının da Türkiye'ye transfer edilmesi anlamında önemli bu proje” değerlendirmesinde bulundu.‘YERLİ KULLANILMAMASI DURUMUNU DÜZENLEYEN BİR METİN DEĞİL’Demircan, teklifin yerliliği sınırlandırmadığını aktararak, şöyle devam etti:“Yerli kullanılmaması durumunu da düzenleyen bir metin değil. Şimdi, bizim YEKA ihale şartnamelerimize bakmış olanlar şunu görebilir, orada bir oranda yerlilik şartımız vardır. Bunun sağlanması ihalenin temel şartıdır fakat bunun değişik gerekçelerle sağlanamaması durumu da ayrıca düzenlenmiştir. Yani bir olağanüstü durum, grev, lokavt gibi bir problem olduğunda bununla alakalı hususlar yine ihaleyi yapan bakanlık ile ihaleyi alan şirket arasında yapılacak bir düzenlemeyle yine sınırlı bir şekilde belirli yüzdesine kadar yönetilebilir. Şimdi, biz burada neden bir sabit oran yerlilik koymadık? Birincisi şu mesela, geçtiğimiz yıl kanat sektörü, Türkiye rüzgar kanat sektöründe önemli bir grev yaşandı. Grev sunucu bir kanat firması iflas etti ve bizim daha önce yaptığımız YEKA şartını yerine getiremeyen bazı şirketler bizden gelip, ‘Ya, iflas var, üretim yok, yerli tedarik edemiyoruz. Bu konuda ihale şartnamemizde sıkıntı var’ deyip çözüm istediler.”4 ULUSLARARASI ANLAŞMA KABUL EDİLDİSon teklifin de görüşülüp kabul edilmesinin ardından 4 uluslararası anlaşma kabul edildi. (DHA)
GÜNDEM
Yayınlanma: 14 Mayıs 2026 - 07:16
Komisyon Başkanı Oktay: Ülkemiz güvenli liman olmaya devam etmekte
TBMM Dışişleri Komisyonu, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı.
GÜNDEM
14 Mayıs 2026 - 07:16








