Kınık Belediyesi'nin Sayıştay raporunu okuyunca insan ister istemez düşünüyor: Acaba burada belediyecilik mi yapılıyor, yoksa muhasebe defterine karşı bir sabır testi mi uygulanıyor?Malum, belediyelerin asli görevleri bellidir.Yol yapacak, çöp toplayacak, park düzenleyecek, vatandaşa hizmet götürecek.Ama Kınık Belediyesi'nin 2025 yılına ilişkin Sayıştay raporunda aktarılan bulgulara bakılırsa, belediyecilik hizmetlerinin yanına oldukça ilginç bir faaliyet daha eklenmiş:Zarar üretmek!Üstelik öyle üç kuruş, beş kuruş değil.Belediye şirketi Kınyaybel'in iki yıllık toplam zararı tam 134 milyon 300 bin lira!Rakamı yazarken insanın eli yoruluyor.Sayıştay denetçileri hesaplamış, rapora geçirmiş.Bize de şu soruyu sormak düşüyor:Bu kadar para nereye gitti arkadaş?EVLER YAPILMIŞ, MATEMATİK YIKILMIŞ!Gelelim işin en eğlenceli, daha doğrusu en düşündürücü kısmına.Belediye şirketi konut yapmış.Ne güzel!Millet ev sahibi olsun, ilçeye yatırım gelsin.Buraya kadar her şey normal.Ama raporda aktarılan rakamlara göre bir konutun maliyeti yaklaşık 2 milyon 190 bin lira.Satış fiyatı ne kadar?1 milyon 850 bin lira!Yani evin maliyeti başka, satış fiyatı başka.Arada yaklaşık 340 bin lira fark var.İlk 30 konutun satışından hesaplanan zarar ise 10 milyon 200 bin lira.Şimdi bunu mahalledeki bakkal yapsa üçüncü gün kepenk indirir.Manav yapsa domates kasalarını toplar.Müteahhit yapsa hesap makinesini suçlar.Ama konu belediye şirketi olunca insan ister istemez merak ediyor:Acaba Kınık'ta matematiğin dört işlemi değişti de bizim mi haberimiz olmadı?Toplama var, çıkarma var, çarpma var.Bir de Kınık usulü hesap var:Maliyeti yüksek tut, satıştan zarar yaz!Tabii bu tablonun neden ortaya çıktığını, fiyatların hangi koşullarda belirlendiğini ve zararın nasıl karşılandığını açıklamak yönetime düşüyor.ŞİRKETİN PARASI YOK, BELEDİYENİN DESTEĞİ ÇOK!Rapora göre Kınyaybel'e iki yılda 103 milyon lirayı aşkın sermaye aktarılmış.Yetmemiş.Belediye bütçesinden 92,7 milyon lira faizsiz borç verilmiş.Bunun da 10,1 milyon lirası tahsil edilememiş.İnsanın aklına eski bir fıkra geliyor.Adamın biri arkadaşından borç almış.Arkadaşı sormuş:"Ne zaman ödeyeceksin?"Adam cevap vermiş:"Önce bir ayağa kalkayım!"Kınyaybel'in mali tablosunda da buna benzer bir manzara var.Şirkete kaynak aktarılıyor, borç veriliyor ama zarar tablosu kapanmıyor.Üstelik raporda, nakit sıkışıklığı nedeniyle çalışanların maaşlarının bile ödenemediği belirtiliyor.İşte burada mizah bitiyor.Çünkü milyonlarca liralık mali kararların sonuçları, ay sonunda maaşını bekleyen emekçinin hayatına dokunuyor.KAFETERYANIN MASASI BELEDİYEDEN, SANDALYESİ DE BELEDİYEDEN!Rapordaki ilginç bulgulardan biri de kafeterya meselesi.Belediyeye ait kafeteryanın ihalesiz olarak belediye şirketine kiralandığı, ardından yaklaşık 880 bin liralık masa, sandalye ve benzeri demirbaşın belediye bütçesinden alındığı belirtiliyor.Şimdi düşünün...Bir taşınmaz kiraya veriliyor.Ama demirbaş masrafını yine belediye üstleniyor.İnsan ister istemez soruyor:Bu kafeteryada kahveyi kim içiyor, hesabı kim ödüyor?Şaka bir yana, kamu kaynakları söz konusu olduğunda 880 bin lira da 880 lira da açıklanmak zorunda.Çünkü o paranın sahibi ne belediye şirketidir ne de herhangi bir yönetici.O para vatandaşın parasıdır.MUHASEBEDE HER ŞEY VAR, BİR TEK UYUM EKSİK!Gelelim muhasebe kayıtlarına.Sayıştay'ın tespitlerine göre demirbaş kayıtlarıyla bilanço arasında milyonlarca liralık farklar bulunuyor.Bazı varlıklara fazla amortisman ayrılmış.Bazılarına hiç ayrılmamış.Kamulaştırılan taşınmazların bedelleri farklı hesaplara işlenmiş.Sertifika sahibi olması gereken muhasebe yetkilisinin de gerekli sertifikasının bulunmadığı belirtilmiş.Haliyle insanın aklına şu soru geliyor:Muhasebede hesap mı tutuluyor, yoksa rakamlarla saklambaç mı oynanıyor?Demirbaşlar bir hesapta başka, bilançoda başka.Amortismanın biri fazla, diğeri eksik.Mali tabloları okurken insanın eline hesap makinesi değil, büyüteç almak geliyor.Elbette muhasebe hatası ile kasıtlı usulsüzlük aynı şey değildir.Ama kamu idaresinin hesaplarının birbirini tutması da çok şey istemek olmasa gerek!YIKIM İHALESİNE GİRECEK MÜTEAHHİT DEĞİL, SÜPER KAHRAMAN ARANIYOR!Sayıştay raporunda iki binanın yıkımı için hazırlanan ihale şartnamesi de dikkat çekiyor.İstenen iş deneyimleri ve teknik personel koşulları öyle ağır bulunmuş ki ihaleye katılan çıkmamış.İhale de iptal edilmiş.İki bina yıkılacak.Ama şartnameye bakınca insanın aklına büyük bir gökdelen projesi geliyor.Neredeyse şartnameye şu cümle eklense şaşırmayacağız:"Başvuru yapacak firmanın daha önce en az üç gezegende yıkım gerçekleştirmiş olması tercih sebebidir!"Elbette yıkım işi teknik yeterlilik ister.Can güvenliği şakaya gelmez.Ancak işin büyüklüğüyle istenen şartlar arasında makul bir denge kurulması da gerekir.44 TAŞINMAZDA ECRİMİSİL: NE KİRACI NE DE TAM OLARAK MİSAFİR!Bir başka konu da belediyenin taşınmazları.Raporda 44 taşınmazın tahliye süreçleri başlatılmadan, sürekli ecrimisil alınarak kullandırıldığı belirtiliyor.Ecrimisil, izinsiz kullanım karşılığında alınan bir bedeldir.Kira sözleşmesinin yerine geçmez.Ama anlatılan uygulamaya bakınca sanki geçici durum kalıcı bir düzene dönüşmüş.Hani eve misafir gelir.Bir gün kalır, iki gün kalır.Üçüncü gün ev sahibi artık ne zaman gideceğini sorar.Kınık'taki taşınmaz yönetimi bulguları da bize şu soruyu sorduruyor:Geçici kullanım ne zaman kalıcı hale geldi?HAYVAN BAKIMEVİNE ÖDENEK VAR, ORTADA HAŞERE İLACI VAR!Raporun belki de en çarpıcı ayrıntılarından biri...Hayvan bakımevi için ayrılan ödeneğin haşere ilacı alımında kullanıldığı belirtiliyor.Şimdi sokaktaki canlar için bir hizmet planlanmış.Bütçe ayrılmış.Ama para başka bir ihtiyaca yönlendirilmiş.Elbette haşereyle mücadele de belediyenin görevidir.Fakat hayvan bakımevi için ayrılan kaynak neden o amaçla kullanılmadı?Bunun açıklanması gerekir.Zira belediye bütçesi, niyetlerin değil, sonuçların hesabının verildiği yerdir.SAYIŞTAY YAZMIŞ, PEKİ YÖNETİM NE DİYOR?Burada önemli bir ayrımı da yapalım.Sayıştay'ın denetim bulguları, tek başına bütün işlemlerin suç olduğu veya herhangi bir kişinin suç işlediği anlamına gelmez.Tespitlerin her biri kendi hukuki, idari ve mali çerçevesinde değerlendirilmelidir.Ama bu, kamuoyunun soru sormasına engel değil.Tam tersine!Kınık Belediyesi yönetiminin şu sorulara açık yanıt vermesi gerekiyor:134,3 milyon liralık iki yıllık şirket zararının temel nedenleri neler?Konutlar neden raporda belirtilen maliyetlerin altında satıldı?Belediyeden şirkete aktarılan kaynaklar hangi sonuçları doğurdu?Maaşların ödenemediği mali sıkışıklık nasıl giderilecek?Denetim raporundaki eksikliklerin düzeltilmesi için hangi adımlar atıldı?Ve en önemlisi...Bu uygulamaların mali yükünü kim, nasıl karşılayacak?SON SÖZ: GÜLÜYORUZ AMA HESAP CİDDİ!Kınık Belediyesi'nin Sayıştay raporunda aktarılan tablo, yalnızca muhasebecileri ilgilendirmiyor.Bu rakamların her birinin arkasında kamu kaynağı var.Vatandaşın vergisi var.Belediye çalışanının emeği var.Hizmet bekleyen mahalleler var.Biz gazeteciler olarak bazen güldürerek anlatırız.Bazen ironinin dozunu artırırız.Çünkü bazı rakamları yan yana koyunca ortaya çıkan manzara, fıkraları bile geride bırakıyor.Ama günün sonunda unutulmaması gereken bir gerçek var:Belediyecilikte başarı, ne kadar para harcandığıyla değil, o paranın karşılığında halka ne kadar hizmet üretildiğiyle ölçülür.Kınık'taki rapor bulguları hakkında da beklenen şey çok basit:Şeffaf açıklama, somut düzeltme ve kamuoyuna hesap verme.Yoksa rakamları ne kadar süslerseniz süsleyin, bilançonun son satırındaki zarar yerinde durur.Sözün özü:Kınık'ta hesap makinesi çalışıyor olabilir.Ama görünen o ki tuşlara basıldığında hep aynı sonuç çıkıyor:ZARAR!Ve Sayıştay'ın bu tespitlerinden sonra asıl merak edilen, hesap makinesinin değil, hesabı verenlerin ne söyleyeceği!
GÜNDEM
Yayınlanma: 27 Ekim 2026 - 18:02
Kınık'ta matematik izne çıkmış, zarar mesaiye kalmış!
Arif Çayan'ın kaleminden....
GÜNDEM
27 Ekim 2026 - 18:02
İlginizi Çekebilir









