Sağlık’ta dönüşüm adına bir biri ardına değişiklikler yapılmasına rağmen kısa süre içindesistem tıkandığını vurgulayan Yiğit, konuşmasında şunlara deyindi.“Öncelikle yönetimde yeni bir basamak oluşmuş, bürokrasi artmış, yetki karmaşası ve koordinasyon sorunları yaşanmıştır.Performans denilen hasta başı tedavi sistemiyle, hasta sayısı 3, ameliyat sayısı 10, acile başvuran hasta sayısı 5’e katlanmıştır.Katkı payları, ödenen ücretler, vergiler ve randevu sisteminde yaşanan sıkıntılar vatandaşı canından bezdirmiş, hastalananlar, çareyi acil servislere koşmakta bulmuştur.Nüfus 78 milyon iken, acile başvuran hasta sayısı 117 milyona ulaşmıştır.2002’de sağlık harcaması için vatandaşın cebinden 37 Amerikan Doları çıkarken, bugün bu rakam 100 dolara ulaşmıştır.Yatak sayısına baktığımızda da bu 12 yılda değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz.12 yılda hastanelerdeki toplam yatak sayısı 24,8’den 26,6’ya çıkmıştır. Kamu hastanelerinde ise yatak sayısı düşmüştür.Oysa dünyaya baktığımızda Avrupa Birliği ülkelerinde 10 bin kişiye düşen yatak sayısı ortalama 50, Sudan, Kenya gibi geri kalmış ülkelerde 27 iken, bizde ise 16’dır. Her ne kadar total olarak harcamalar artsa da, toplam sağlık harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki oranı 2002’de 5,4 iken, aradan 12 yıl geçmesine karşın bu oran yine 5,4’tür. Performans sistemi getirildi ve doktorlara denildi ki; “Ne kadar hasta bakarsanız, ne kadar tetkik isterseniz, ne kadar ameliyat yaparsanız o oranda da para alırsınız.” Bunun sonucunda hasta ile doktor arasında bir güven bunalımı oluştu.Bugün bir hekim bir hastasına “ameliyat” dediğinde hasta hekime kuşkuyla bakmaktadır. Şehir hastaneleri, tedavi merkezlerinden çok, bir rant aracı modeline dönüştürülmüştür.Şu anda TOKİ’nin yapacağı bedelin beş katına, inşaat firmalarına şehir hastaneleri yaptırılmaktadır.Üstelik kira ve yüzde 70 doluluk garantisi verilmektedir.Bu da yetmezmiş gibi yurtdışından alınacak kredi konusunda da hazine güvencesi sağlanmaktadır. Sağlıkta dönüşüm sistemi ve bunun paralelinde oluşturulan Kamu Hastaneler Birliği, Genel Sekreterlikler, 5 yıldır değişmeyen SUT fiyatları, Kadro yetersizliği ve maliyetlerin yüksek, ödeneklerin az oluşu nedeniyle kamu ve üniversite hastaneleri borç batağına sürüklenmiştir.İzmir’deki üniversite hastanelerinden biliyorum, her ay en az 2 milyon lira zarar etmektedirler.Sonuç olarak, sağlıkta dönüşümden ne hastalar, ne doktorlar, ne de sağlık çalışanları memnundur.Memnun olan bir kesim var ise o da müteahhitlerdir.”CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın tam metni aşağıdadır.Sayın başkan, Sayın milletvekilleri;Kamu Hastaneleri bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.Değerli milletvekilleri;2002’den bu yana 14 yıldır tek başına iktidarda olan AKP, bütün kurumların altını üstüne getirmiş, içini boşaltmış, ülkeyi adeta yazboz tahtasına çevirmiştir.Bugün ülkemizde ne demokrasi, ne adalet, ne eğitim, ne dış politika, ne güvenlik, ne barış ve nede huzur kalmıştır.Sağlık politikalarında da durum aynıdır.Sağlık’ta dönüşüm adına bir biri ardına değişiklikler yapılmış ama kısa süre içinde sistem tıkanmıştır.Değerli Milletvekilleri:Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler, 2011 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığına bağlanmıştır. Sağlıkta dönüşüm adına yapılan bu değişikliğin üzerinden dört yıl geçmiştir. Şimdi bu 4 yılda olanları kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.Öncelikle yönetimde yeni bir basamak oluşmuş, bürokrasi artmış, yetki karmaşası ve koordinasyon sorunları yaşanmıştır.Performans denilen hasta başı tedavi sistemiyle, hasta sayısı 3, ameliyat sayısı 10, acile başvuran hasta sayısı 5’e katlanmıştır.Katkı payları, ödenen ücretler, vergiler ve randevu sisteminde yaşanan sıkıntılar vatandaşı canından bezdirmiş, hastalananlar, çareyi acil servislere koşmakta bulmuştur.Nüfus 78 milyon iken, acile başvuran hasta sayısı 117 milyona ulaşmıştır.Gelelim hastaların memnuniyet oranlarına. AvrupaKomisyonu raporuna göre, Türkiye’de sağlık hizmetlerinde memnuniyet oranı düşmektedir. Bakanlığın verileri de memnun olmayanların oranını 2012’de yüzde 12, 2; 2014’te ise yüzde 17 olarak açıklamaktadır. 2002’de sağlık harcaması için vatandaşın cebinden 37 Amerikan Doları çıkarken, bugün bu rakam 100 dolara ulaşmıştır.Yatak sayısına baktığımızda da bu 12 yılda değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz.12 yılda hastanelerdeki toplam yatak sayısı 24,8’den 26,6’ya çıkmıştır. Kamu hastanelerinde ise yatak sayısı düşmüştür.Oysa dünyaya baktığımızda Avrupa Birliği ülkelerinde 10 bin kişiye düşen yatak sayısı ortalama 50, Sudan, Kenya gibi geri kalmış ülkelerde 27 iken, bizde ise 16’dır. Öte yandan; OECD’nin sağlık raporuna göre, Türkiye sağlık harcamalarının gayrisafi millî hasılaya oranında son sıralarda yer almaktadır.Her ne kadar total olarak harcamalar artsa da, toplam sağlık harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki oranı 2002’de 5,4 iken, aradan 12 yıl geçmesine karşın bu oran yine 5,4’tür. 2002 yılında 209 milyon insan hastaneye başvurmuşken, 2014 yılında bu sayı 644 milyona çıkmıştır. 2002 yılında ameliyat olan kişi sayısı 2 milyon iken 2014’te 14 milyon kişi ameliyat olmuştur. Sağlıkta dönüşüm adı altında getirdiğiniz düzenlemelerle işin içinden çıkılamayınca önce aile hekimlerine hastanelerde acil nöbetleri kondu, olmadı. Aile sağlığı merkezlerinde nöbetler kondu, o da olmadı. Cumartesi aile sağlığı merkezlerinde nöbetler yazıldı. Yine olmadı.Sistemdeki tıkanıklığın ve başarısızlığın sorumluluğu doktorlara yıkılmaya çalışıldı. Karşı çıkan doktorlar ise soruşturma ve görevden alınmayla tehdit edilmeye başlandı.Performans sistemi getirildi ve doktorlara denildi ki; “Ne kadar hasta bakarsanız, ne kadar tetkik isterseniz, ne kadar ameliyat yaparsanız o oranda da para alırsınız.” Bunun sonucunda hasta ile doktor arasında bir güven bunalımı oluştu.Bugün bir hekim bir hastasına “ameliyat” dediğinde hasta hekime kuşkuyla bakmaktadır. Değerli Milletvekilleri;Sağlık Bakanlığı’nın 2014 Yıllığında yer alan bilgilere göre, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ölümler artmaktadır. Kamu hastanelerinde ölen hasta sayısı 2010 yılında 83.886 iken, 2014 yılında 116.866'ya yükselmiştir.Öte yandan kamu ya da üniversite hastanelerinde artık doktorlar riskli ameliyatlardan kaçar olmuştur.Çünkü ameliyat başarısız olduğunda dayak yeme, canından olma, mahkemeye verilme ve tazminat davalarıyla uğraşma korkusu içindedir.Doktor Göksel Kalaycı’yı, Doktor Ersin Arslan’ı, Doktor Kamil Furtun’u Doktor Melike Erdem ve hayatını kaybeden onlarca sağlık çalışanını sizler unutmuş olabilirsiniz ama biz unutmadık.Onlar bu çarpık sistemin sonucu yaşamlarını kaybetmişlerdir. Değerli Milletvekilleri,Bir diğer önemli konu da, şehir hastaneleri ve kamu-özel ortaklığıdır.Şu anda TOKİ’nin yapacağı bedelin beş katına, inşaat firmalarına şehir hastaneleri yaptırılmaktadır.Üstelik kira ve yüzde 70 doluluk garantisi verilmektedir.Bu da yetmezmiş gibi yurtdışından alınacak kredi konusunda da hazine güvencesi sağlanmaktadır.Şehir hastaneleri, tedavi merkezlerinden çok, bir rant aracı modeline dönüştürülmüştür.Burada bir sağlık politikasından çok, özelleştirme anlayışının olduğu açıktır.Şehirlerin 25 -30 kilometre dışına yapılan, tamamlandığında 10 binlerce insanı aynı bina içine sıkıştıracak olan, trafik, çevre ve zaman açısından yeni sorunlar doğuracak olan bu hastanelerin dünyada başka bir örneği var mıdır, merak ediyorum. Sayın Milletvekilleri;Sağlıkta dönüşüm sistemi ve bunun paralelinde oluşturulan Kamu Hastaneler Birliği, Genel Sekreterlikler, 5 yıldır değişmeyen SUT fiyatları, Kadro yetersizliği ve maliyetlerin yüksek, ödeneklerin az oluşu nedeniyle kamu ve üniversite hastaneleri borç batağına sürüklenmiştir.İzmir’deki üniversite hastanelerinden biliyorum, her ay en az 2 milyon lira zarar etmektedirler.Sonuç olarak, sağlıkta dönüşümden ne hastalar, ne doktorlar, ne de sağlık çalışanları memnundur.Memnun olan bir kesim var ise o da müteahhitlerdir.Bir an önce bu yanlıştan dönülmeli, bilimsel araştırmalara ve kriterlere dayalı, hükümetten hükümete değişmeyecek uzun vadeli çözümler içeren yeni bir politikaya geçilmelidir.Bu düşüncelerle bütçenin hayırlı olmasını diliyor, yüce meclise saygılar sunuyorum.
GÜNDEM
Yayınlanma: 03 Mart 2016 - 15:43
"Kamu ve üniversite hastaneleri borç batağı içinde"
CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit, TBMM’de devam eden 2016 Bütçe görüşmeleri sırasında CHP Grubu adına Kamu Hastaneleri Bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada “son 14 yılda sağlıkta nerden nereye gelindiğini” rakamlarla dile getirdi.
GÜNDEM
03 Mart 2016 - 15:43









