Uluslararası Adalet Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz. Bu hususların her biri tüm aktörleriyle ve kurumlarıyla uluslararası sistem içinde geçerlidir. Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir" dedi.Adalet Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen zirve, iki günlük programın ardından bu akşam tamamlanacak. Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in katılımıyla devam eden zirve, küresel adalet, hukukun üstünlüğü ve dijitalleşen yargı sistemlerini odağına alıyor.'ADALET, HAKLIYA HAKKININ TESLİM EDİLMESİDİR'Zirvenin ikinci gününde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Uluslararası Adalet Zirvesi İstanbul 2026 programında sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kıtaları ve gönülleri birbirine bağlayan aziz İstanbul'umuza ve Türkiye'ye hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Sizlerin vasıtasıyla ülkelerinizde yaşayan dost ve kardeşlerimizin tamamına şahsım ve milletim adına en içten selamlarımı gönderiyorum. Uluslararası Adalet Zirvesi'nin ülkelerimiz, halklarımız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirve kapsamında yapılan panel ve istişarelerin somut ve uygulanabilir neticelere vesile olmasını yürekten temenni ediyorum. Sözlerimin hemen başında şu hususun altını çizmek isterim. Bakınız, şu anda farklı ülkelerden, farklı bölgelerden gelen konuklarımızla bu tarihi salonda bir aradayız. Vatandaşı olduğumuz devletlerin, mensubu olduğumuz milletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin, her milletin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları manzumesi, birbirinden farklı teamülleri var. Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz, hukuku tatbik etme biçimlerimiz ne kadar farklı olursa olsun, adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce zannediyorum aynıdır. Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet, mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet, devletin üzerine bina edildiği temeldir. Bu yönüyle adalet, insanlığın ortak hedefi, ortak ideali, ortak mefkuresidir" ifadelerini kullandı.'HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN GİDEREK AŞINDIĞI BİR ORTAMDA ADALET KENDİSİNE YER BULAMAZ'Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu gerçeklerin hepimiz çok net farkındayız. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz. Bu hususların her biri tüm aktörleriyle ve kurumlarıyla uluslararası sistem içinde geçerlidir. Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir. Nitekim 81 yıl önce San Francisco'da imzalanan ve bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı'nın birinci maddesi, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir" dedi.'ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİK İSE HEPİMİZ BİLİYORUZ Kİ ADALET OLMADAN SAĞLANAMAZ'Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uluslararası barış ve güvenlik ise hepimiz biliyoruz ki adalet olmadan sağlanamaz. Bugün ne yazık ki hem temsil hem işlev hem de meşruiyet açısından ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190'dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece 5 üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığının hepimiz bilincindeyiz. Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. İlkeler, normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar. Bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda" ifadelerini kullandı.'DÜNYANIN BİR BÖLÜMÜ YOKSULLUK İÇİNDE HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIRKEN, DİĞER KESİM SİSTEMİN TÜM NİMETLERİNDEN FAYDALANIYOR'Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunları hamaset olsun, polemik olsun veya ajitasyon için söylemiyorum. Tam tersine bunlar yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir. Kabul edelim ki neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var. Ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz. Eğitim ve teknolojiye erişim, iklim kriziyle mücadele, gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği başta olmak üzere ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı şartlar altında yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken, lüks ve şatafat içinde yaşayan diğer bir kesim, sistemin tüm nimetlerinden faydalanıyor. Soruyorum. Dünya genelinde sayısı 60 bini ancak bulan bir avuç elitin 4 milyar insandan 3 kat daha fazla servete, gelire, imkana sahip olması adil midir? Hakkaniyetli midir? Aynı şekilde, çevreyi hoyratça kirleterek zenginleşen gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğinde hemen hiçbir etkisi olmayan ülkeleri yalnız bırakması adil ve hakkaniyetli midir? Krizlerin çatışmaları tetiklediği, çatışmaları savaşların takip ettiği, savaşların ise istikrarsızlıkla neticelendiği bir tabloda 'Sistemde bir sorun yok' diyebilir miyiz? Sistemdeki yapısal sorunları; enerji güvenliğinden ticaret yollarına, lojistik ve ulaştırma koridorlarından teknolojik ve sivil altyapıya kadar her alanda hepimiz yaşamıyor muyuz?" dedi.'HÜRMÜZ'DEKİ TIKANIKLIK, ONCA ÇABAYA RAĞMEN AYLARDIR BİR TÜRLÜ GİDERİLEMEDİ'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bakınız şurası çok önemlidir. Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiği Hürmüz'deki tıkanıklık, onca çabaya rağmen aylardır bir türlü giderilemedi. Rusya ve Ukrayna arasında 4,5 yılı geride bırakan savaş, her ay binlerce can kaybıyla halen devam ediyor. Lübnan'da, Yemen'de, Somali'de, Sudan'da, bölgemizin ve dünyanın daha pek çok yerinde neler yaşandığını hepimiz görüyoruz. Hepsinden önemlisi Gazze'de tam 3 yıldır tüm dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor. Siviller acımasızca şehit ediliyor. Çoğu çocuk ve kadın, 74 binden fazla Gazzeli katledildi. Savaşta bile dokunulmaması gereken okullar yerle yeksan edildi. Üniversiteler, hastaneler, ibadethaneler vuruldu. Binlerce çocuk elini, ayağını, vücudunun bir azasını kaybetti. Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli, radikal ve öldürmeye doymayan bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü" diye konuştu.'BATI ŞERİA'DA YASA DIŞI YERLEŞİM FAALİYETLERİ ORGANİZE SUÇ VE ŞİDDET EYLEMLERİYLE DEVAM EDİYOR'Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz, ülkemizin katkılarıyla geçen yıl bir ateşkes tesis edilmişti. Filistinli kardeşlerimizin riayet ettiği bu ateşkes, İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildi. Ateşkesin yürürlüğe girdiği 11 Ekim 2025'ten bu yana bin 500 Filistinli bu saldırılarda katledildi. 5 binden fazla insan yaralandı. Batı Şeria'da yasa dışı yerleşim faaliyetleri; fanatik grupların devlet destekli organize suç ve şiddet eylemleriyle devam ediyor. Kudüs'teki kutsal mekanlar baskına uğruyor. Tarihi ve hukuki statüleri haydutlukla değiştirilmek isteniyor. İsrail, komşuları başta olmak üzere bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendiriyor. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini yargı ve yaptırım mekanizmasının olması gerektiği şekilde işletilmediğini görüyoruz. Türkiye, gerek Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan davaya müdahillik başvurusu yaparak, gerek İsrail'le ticari işlemlerini tamamen durdurarak, gerekse küresel Sumud Filosu'na yönelik silahlı saldırının asıl faillerine kırmızı bülten çıkartarak tavrını çok net biçimde ortaya koymuştur" ifadelerini kullandı.'BU, TÜM DÜNYA İÇİN BİR İNSANLIK TESTİDİR'Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bugün bir kez daha ve altını çizerek dile getirmek durumundayım. Bu, tüm dünya için bir insanlık testidir. Hepimiz için bir samimiyet testidir. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez. Gazze'de işlenen soykırımın failleri hukuk önünde hesap vermedikçe uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimse iddia edemez. Uluslararası iradenin yansımadığı bir Birleşmiş Milletler sisteminin meşru ve hakkaniyetli olduğunu kimse söyleyemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı, uygulanmadığı, dikkate bile alınmadığı bir sistemin barış ve güvenlik üretmesi düşünülemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden 'Dünya 5'ten büyüktür' diyoruz. Tam da bu yüzden 'Daha adil bir dünya mümkündür' diyoruz. Şunun da bilinmesini isterim ki Türk milletinin bir evladı ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak ömrümüz vefa ettikçe, gücümüz yettiği, dilimiz döndüğü müddetçe mazlum ve mağdurların sesi olmaya, onların da hakkını, hukukunu savunmaya inşallah devam edeceğiz. Bulunduğumuz her platformda, yer aldığımız her masada güçsüzlerin, gariplerin, yoksulların, kimsesizlerin sesi olmayı sürdüreceğiz. Sizlerden de bu gayretlerimize azami katkı beklediğimizi bugün bir kez daha vurgulamak istiyorum" dedi.'SUÇ COĞRAFYASI ARTIK TEK BİR ÜLKENİN HUDUTLARIYLA SINIRLI DEĞİLDİR'Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin güçlü desteğini beklediğimiz bir diğer husus, sınır aşan suçlarla ve organize suç örgütleriyle mücadeledir. Çok iyi bildiğiniz gibi suç coğrafyası artık tek bir ülkenin hudutlarıyla sınırlı değildir. Teknolojiyle beraber suç coğrafyasının da küreselleştiğine, elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve sosyal medya gibi araçların suç örgütleri tarafından çok etkin biçimde kullanıldığına şahit oluyoruz. Sınır aşan suçlarla mücadelenin başarısı, ülkeler arasındaki iş birliğinin seviyesiyle doğru orantılıdır. İster adli suçlu ister uyuşturucu tüccarı, ister terör ve organize suç örgütü üyesi olsun, hukukun dışına çıkan hiç kimseye dünyanın hiçbir yerinde rahat ve huzur olmamalıdır. Suç işleyip ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar nereye saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissetmemelidir. Türkiye olarak biz bunu temin etmekte, bunu hissettirmekte kararlıyız. Sadece 2026'nın ilk 9 ayında 294 kişinin ülkemize iadesini sağladık. Aynı dönemde farklı aramalar kapsamında 736 kişiyi ülkemize getirdik. Uluslararası adli iş birliğinde haklı taleplere karşılık verilmesi esastır. Türk adaleti er ya da geç ama gereğini mutlaka yapacaktır" diye konuştu.
GÜNDEM
Yayınlanma: 09 Ekim 2026 - 16:52
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz"
Dört kıtadan temsilcilerin katıldığı Uluslararası Adalet Zirvesi 2026, 8 Ekim tarihi itibarıyla İstanbul Çırağan Sarayı’nda başladı.
GÜNDEM
09 Ekim 2026 - 16:52









