Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmak istenen Meslek Fabrikası binası, sabah saatlerinde polis ablukasına alındı. Giriş çıkışlara kapatılan binada polis nezaretinde tespit çalışmaları başlatıldı. İşlem öncesinde belediye tarafına herhangi bir tebliğde bulunulmadığı belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi hukukçuları yapılan işlemin usulsüz olduğu gerekçesiyle itiraz etti. Polis ablukasındaki binada eğitimlerde kullanılan teknik malzemelerin uzman personel beklenmeden söküldüğü de ifade edildi.Başkan Vekili Yıldır: Hiçbir yere gitmeyeceğizSabah haberi alır almaz Meslek Fabrikası binasına giden İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır ise yaşanan durumun gerçek bir akıl tutulması olduğunu belirterek “Biz buradayız, hiçbir yere de gitmeyeceğiz” dedi.Ortada ciddi bir hukuksuzluk olduğuna işaret eden Başkan Vekili Yıldır, “Bu süreç olumlu şekilde sonuçlanana kadar hiçbir yere ayrılmayacağız. Bütün halkımıza bunu duyurmak isterim. Bu hukuksuzluğa razı olmayacağız, bunu kabullenmeyeceğiz. Şu anda içeride tespit yapılıyor. Arkadaşlarımız da kendilerine refakat ediyorlar. Sürecin sonlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.Umudun adresi olmuştuİzmir’de binlerce yurttaşın istihdam edilmesini, kendi işini kurmasını ve farklı alanlarda kendini geliştirmesini sağlayan Meslek Fabrikası kurulduğu günden bu yana 145 binin üzerinde kursiyere mesleki eğitim imkânı sundu. Çatı altında 35 alan ve 215 branşta eğitim faaliyetleri sürdürülüyor. Özellikle gençler ve kadınlar için mesleki gelişim ve istihdam odaklı çalışmalar yürütülüyor.1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile bina, belediye mülkiyetine geçmiş ve uzun yıllar "Un Fabrikası" ve belediye deposu olarak kullanılmıştı. 2007 İZSU mülkiyetindeki bina üzerinde bulunan "Vakıf Şerhi" bedeli ödenerek kaldırıldı ve mülkiyet tamamen İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne geçti.2015-2017 yılları arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi, harabe halindeki tarihi binayı büyük bir bütçeyle (yaklaşık 17 milyon TL) restore ederek "Meslek Fabrikası" adıyla hizmete açtı.Atıl durumda kalabilecek tarihi yapı kent yaşamına kazandırılarak İzmir halkının eğitim aldığı, üretim yaptığı ve meslek sahibi olduğu örnek bir kamusal mekâna dönüştürüldü. Bu yönüyle yapı yalnızca bir taşınmaz değil, İzmir halkının ortak emeğinin ve kamusal yararın somut bir örneği oldu.2025 yılının ekim ayında ise Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediyeye hiçbir tebligat veya bilgi vermeden Tapu Müdürlüğü üzerinden binayı kendi üzerine tescil ettirdi. Bu işlem, Vakıflar Yasası'nın 30. maddesine dayandırıldı.İzmir Büyükşehir Belediyesi bu girişime karşı hukuki süreç başlattı ve "hukuksuz el koyma" iddiasıyla tapu iptal davası açtı.2026 yılının mart ayında İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi, mülkiyet ihtilafı nedeniyle bina için "ihtiyati tedbir" kararı aldı.10 Mart 2026’da Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün itirazı üzerine mahkeme ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Bu durum, binanın tahliye edilmesinin önünü açtı.18 Mart 2026 tarihinde ise Vakıflar Bölge Müdürlüğü, belediyeye binanın boşaltılması için tebligat gönderdi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bu durumun "İzmir halkının malına çökmek" olduğunu belirterek sert tepki gösterdi ve hukuki süreç tamamlanana kadar tahliye istenmemesi gerektiğini vurguladı.Eski un fabrikasıydıCumhuriyetin ilk yıllarına kadar Tuzakoğlu Fabrikası adıyla anılan bina, 1908’de Osmanlı vatandaşı olan Yuan Tuzakoğlu ve Vasil İstefanidi’nin girişimleriyle un fabrikası olarak inşa edildi. 1914’de İzmir’in sadece un sektöründe değil, bütün sektörleri içinde en büyük işletmelerden biri haline gelmişti.
Tuzakoğlu Un Fabrikası’nın İzmir’in kurtulduğu 9 Eylül 1922’de müessif bir olaya karıştığı da zihinlerden çıkmadı. İzmir’e ilk giren Türk süvari müfrezesi, Halkapınar’daki Tuzakoğlu Fabrikası önünde yoğun bir ateşle karşılaşmış, fabrikadan açılan ateşte dört Türk eri şehit düşmüştü. Bugün onların şehit düştüğü yerde, sözünü ettiğimiz binanın hemen yanında Cumhuriyet’in ilk yıllarında dikilmiş ve üzerinde ‘Vatan ve Namus’ yazan Dokuz Eylül ‘Şehitler Abidesi’ yer alıyor.
1922’den sonra İzmir Belediyesi’ne geçen bina, bir ara ekmek fabrikası olarak işletildi, ardından da farklı alanlarda (DGM ve TEK’e ev sahipliği gibi) hizmet vererek günümüze kadar ulaştı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bu durumun "İzmir halkının malına çökmek" olduğunu belirterek sert tepki gösterdi ve hukuki süreç tamamlanana kadar tahliye istenmemesi gerektiğini vurguladı.Eski un fabrikasıydıCumhuriyetin ilk yıllarına kadar Tuzakoğlu Fabrikası adıyla anılan bina, 1908’de Osmanlı vatandaşı olan Yuan Tuzakoğlu ve Vasil İstefanidi’nin girişimleriyle un fabrikası olarak inşa edildi. 1914’de İzmir’in sadece un sektöründe değil, bütün sektörleri içinde en büyük işletmelerden biri haline gelmişti.
Tuzakoğlu Un Fabrikası’nın İzmir’in kurtulduğu 9 Eylül 1922’de müessif bir olaya karıştığı da zihinlerden çıkmadı. İzmir’e ilk giren Türk süvari müfrezesi, Halkapınar’daki Tuzakoğlu Fabrikası önünde yoğun bir ateşle karşılaşmış, fabrikadan açılan ateşte dört Türk eri şehit düşmüştü. Bugün onların şehit düştüğü yerde, sözünü ettiğimiz binanın hemen yanında Cumhuriyet’in ilk yıllarında dikilmiş ve üzerinde ‘Vatan ve Namus’ yazan Dokuz Eylül ‘Şehitler Abidesi’ yer alıyor.
1922’den sonra İzmir Belediyesi’ne geçen bina, bir ara ekmek fabrikası olarak işletildi, ardından da farklı alanlarda (DGM ve TEK’e ev sahipliği gibi) hizmet vererek günümüze kadar ulaştı.











