MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, konuşmasına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayarak başladı. 23 Nisan'ın 'Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' olarak kutlanmasının, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden olduğunu söyleyen Bahçeli, "Çünkü devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar" dedi.'TÜRK GENÇLİĞİ TEST İLE TOST ARASINA SIKIŞMIŞ'Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın yüklediği en ağır vazifelerin başında eğitimin geldiğini söyledi. Milli eğitim ile temel hedefin, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan, fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmek olduğunu kaydeden Bahçeli, "Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, 5 şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır. Türk gençliği, cebri bildiği kadar besteyi de duyan, fiziği kavradığı kadar edebiyattan anlayan, teknolojiyle büyüyen fakat sanattan kopmayan, dünyayı tanıyan fakat kendi köküne yabancılaşmayan bir anlayışla yetiştirilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığımızın bütçesinin fiziki yatırımlar kadar çocuklarımızın zihinlerine, ruhlarına, karakterlerine ve kabiliyetlerine nasıl dokunduğunu konuşmamız gerekmektedir. Kaynaklar tuğlaları yükselttiği kadar ufukları da genişletmelidir. Yeni sınıfların kapısını açtığı kadar genç nesillerin ruh ve beden sağlığını da önceliklendirmelidir. Sıraları dizdiği kadar şahsiyetleri de inşa etmelidir" diye konuştu.'ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ AÇISIYLA ELE ALINMASI ZARURİDİR'Geçen hafta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan silahlı saldırılara ilişkin konuşan Bahçeli, "Bu vahim gelişmeler vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez, aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" açıklamasını yaptı.“Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır” diyen Bahçeli, devamında şunları söyledi:"Ekran ışığı arttıkça yavrularımızın gözlerindeki fer sönmesin diye, uygulamaların istilası, ailelerimizle geçirilen vakitten çalmasın diye, bağlantılar çoğaldıkça, arkadaşlık istekleri arttıkça, takipçi halkaları genişledikçe yalnızlaşan, yabancılaşan, içine kapanan, köklerinden uzaklaşan bir nesil ortaya çıkmasın diye bugünden harekete geçmek zorundayız. Eşref-i mahlukat olan insan, sadece etten ve kemikten müteşekkil biyolojik bir varlık değil, kainatın kalbi ve ruhudur. İnsan, şahsiyeti kültürel, ahlaki ve milli değerlerle yoğrulan sosyal bir varlıktır. Aileyle biçimlenir, mekteple derinleşir, çevresiyle yön bulur, inanç ve irfanla kemale erer. Bu sebeple çocuklarımızın şahsiyet inşasını tesadüflerin insafına, savrulmaların akışına, denetimsiz mecraların hoyratlığına terk edemeyiz. Zira fertte başlayan çözülme cemiyete sirayet eder, cemiyette büyüyen zaaf ise milletin istikbalini tehdit eder. Dijitalleşme, değerlerimizi aşındırdığında, televizyon karşısında geçen süreler uzadıkça, aile içi sessizlikler katlandıkça, sözde sosyal medya fenomenlerinin sözleri kıymetli öğretmenlerimizin öğretilerinin önüne geçtikçe, sınırsız ve denetimsiz özgürlük fikirleri okulun terbiye gücünü budadıkça, çocuklarımız kapsamı öngörülemeyen içerik tufanının içine savrulduğunda, böylesi trajedilerin zemini genişlemektedir" dedi.'MESELE DAHA DERİNDEDİR'Yalnızca okul kapısında bekleyen güvenlik görevlisinin çözüm olmadığını söyleyen Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız. Bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu 3 halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir" diye konuştu.'ÖĞRETMENİ SIRADANLAŞTIRAN EĞİTİM DAVASI BAŞTAN ÖLÜ DOĞMUŞTUR'Bahçeli, öğretmenlerin, yalnız sınıfta ders veren görevliler olarak düşünülemeyeceğini belirterek, "Onlar toplumun ahlaki omurgasına temas eden, çocuklarımızın şahsiyet dünyasını inşa eden müstesna şahsiyetlerdir. Bu vesileyle altını kalın çizgilerle çizmek isterim ki öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim davası baştan ölü doğmuştur. Öğretmen; mektebin haysiyeti, maarifin taşıyıcı kolonu, milletin istikbaline istikamet veren ilim ve irfan neferidir. Annelerimizin okul kapısında bıraktığı minik elleri tutan, temiz ve saf kalplerini güzelliklerle donatan, bilgilerle zihnini açan, becerileriyle küçük bileklere güç veren, kabiliyetleri fark eden, gözlerindeki ışığı güçlendiren, nizam veren, adap bildiren, terbiye kazandıran öğretmenlerimizdir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, okul saldırıları ile ilgili TBMM'de kurulması kararlaştırılan araştırma komisyonuna ilişkin ise "Gazi Meclisimizin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan menfur okul saldırılarının ardından araştırma komisyonu kurulmasına dönük ortak ve siyaset üstü bir irade ortaya koymuş olması, kuşkusuz isabetli ve yerinde bir adımdır. Daha evvel kurulan ve çalışmalarını tamamlayan suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonunun çalışmaları da bu anlamda mühim bir hazırlık zemini oluşturmuştur. Bu noktadan sonra konu münferit bir saldırının sıcaklığıyla değil, suçun ve şiddetin pençelerine hapsolan çocuklarımızın durumu çok cepheli risk faktörleri ele alınarak okunacaktır. Kurulacak bu komisyon vakit tüketen, laf çoğaltan değil; çocuklarımıza kol kanat geren, tehdidi kaynağında teşhis eden bir seferberlik masası olmak zorundadır" açıklamasını yaptı.'ARA FORMÜLLERE MAHAL VERİLMEYECEKTİR'Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen 'Terörsüz Türkiye' sürecinin, evlatların can emniyeti, sınırların dokunulmazlığı, iç cephenin sağlamlığı, milli birliğin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi anlamına geldiğini söyledi. Cumhur İttifakı'nın, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortası olduğunu aktaran Bahçeli, ara seçim tartışmaları ile ilgili, "Mücadelemiz devam ederken, vaziyet açıkça ortadayken, çıkıp da ara veya erken seçim teraneleriyle suları bulandırmak, milletimizin iradesine gölge düşürmeye çalışmak, sandık hesaplarıyla gündemi karıştırmak; küçük ihtirasların aklı felce uğratmasından başka bir şey değildir. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı, basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. 'Seçim' diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur. Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz. Türkiye yoluna devam edecektir ve hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş, bir partinin değil, bir milletin yürüyüşüdür" diye konuştu. (DHA)
GÜNDEM
Yayınlanma: 21 Nisan 2026 - 13:11
Bahçeli: Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir" dedi.
GÜNDEM
21 Nisan 2026 - 13:11








