GREV nedeniyle vapur seferlerinin 23 gün boyunca yapılmadığı, trafik
sıkışıklığının arttığı ve toplu taşımda mağduriyetlerin yaşandığı
İzmir'de, sendika ile belediye arasındaki uzlaşma Perşembe günü
sağlandı, vapurlar körfezde salınmaya başladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise 23 günlük grevin perde arkasını,
yaşadıklarını DHA'ya anlattı. Kocaoğlu, uzlaşma sürecinin uzamasının
sendikacıların 'daha fazla alayım' diye diretmesinden kaynaklandığını
öne sürerek, "Her verdiğim cepte ve durmadan yeni istekler geliyor. Ben
bu belediyeyi vicdanımla, değer yargılarımla, kendi adalet anlayışıma
göre yönetiyorum. Kimseyle de inatlaşmıyorum. Onlar üyelerinin hakkını
koruyorlarsa biz de 4 milyon 250 bin İzmirli'nin hakkını koruyoruz. Bana bu görev 3. kez verilmiş, ben İzmirli'nin hakkını savunurum" dedi.
Kocaoğlu, 80 işçinin işten çıkarılması nedeniyle DİSK'in aldığı daha
sonra da ertelediği iki saat iş bırakma eylemi için de "Belediyeyi
sendika idare etmeyecek. Ben nasıl sendikanın işine karışmıyorsam onlar
da belediye yönetimine karışmayacak" dedi.İzmir Büyükşehir
Belediyesi İZDENİZ A.Ş. ile Türkiye Denizciler Sendikası arasındaki
toplu iş sözleşmesi görüşmelerinden uzlaşma çıkmayınca 12 Temmuz'ta
işçiler greve gitti, vapurlar yolcu taşımadı. Görüşmelerden 23 gün sonra uzlaşma çıktı ve grev 3 Ağustos'ta bitti, vapurlar yeniden çalışmaya
başladı. Sendikacılarla inatlaşmakla, işçinin sorunlarıyla
ilgilenmemekle eleştirilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz
Kocaoğlu, toplu sözleşme görüşmeleri sürerken basına açıklama yapmayı
doğru bulmadığını belirterek, uzlaşma sağlandıktan sonra perde arkasını
DHA'ya anlattı. Kocaoğlu, uzlaşmadaki gecikmenin sendikanın her oturumda daha fazla hak talep etmesinden kaynaklandığını öne sürerek, şöyle
konuştu:"İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bütün şirketlerinde
geçmişten bu yana ücretler Türkiye ekonomisinin kaldırabileceğinden
fazla. Ben de bu konuda göreve geldiğimden bu yana adil olmaya
çalışıyorum. Enflasyonun üzerinde bir iki puan da refah payı vererek
sözleşmeleri yapmaya çalışıyorum. Altta kalmış düşük ücret alan varsa
fazla zam yaparak denge tutturmaya çalışıyorum. Bunun adı toplu
pazarlık. Sendika işçinin ücretinin yüksek olmasını isteyecek biz de
İzmirli'ye hizmet edeceğiz, yatırım yapacağız. Biz de pazarlık ederek
yatırım olanaklarımızı azaltmayacak bir yöntemle ücretleri vermeye
çalışacağız. Onlar üyelerinin hakkını koruyorlar biz de 4 milyon 250 bin İzmirli'nin hakkını koruyoruz. Görüşmeler şöyle başladı; 2. sicil diye
bir şey var. 2. sicil bugüne kadar uygulanmamıştı. Biz bu toplu sözleşme sürecinde 2. sicili uygulayalım ve bu denizcilerin zammını bu yıl 2.
sicille telafi edelim, yüzde 25 zam verelim dedik. Bizim şirketimiz 2.
sicile geçmemişti. Biz 2. sicile geçelim dedik ama bunun karşılığında
deniz personeline zam yapmayalım enflasyonun çok üzerinde zam yapmış
oluyoruz dedik. Bu arada bunlar mahkemeye başvurmuşlar 'İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2. sicile geçmesi zorunludur' diye karar çıktı. O karar gelinceye kadar sendika ve işçi bize 'yüzde 25 olan 2. sicil zammını
verirseniz problem yok' demişlerdi. Toplu sözleşme bunun üzerine
şekillenmişti. Kara personeline de yüzde 10 zam yaptık. Arasını da
iyileştirin dedik. Sonra bu iş kitlendi, greve gittiler. Sendika bu
süreç içinde bizi hiç aramadı. Basın yoluyla 'başkan sahip çıkmıyor,
görüşmüyor' dediler. Başkanla görüşmek isteyen adam, Özel Kalem'ini
arar, randevu ister, gelir derdini anlatır, uyuşur uyuşmaz. 'Aradı mı'
diyorum sekreteryaya yok aramadı.""KAPTANIN MAAŞI AYLIK 6 BİN 900 TL"Kocaoğlu, sorunun çözümü için Ankara'ya gidip TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay
ile görüştüğünü ve birçok taleplerini kabul ettiklerini belirterek,
şöyle konuştu:"TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ile görüştüm.
'Deniz personeline yüzde 5 daha verelim kara personeline yüzde 2 verelim bu şekilde bitsin' dedik. TÜRK-İŞ Genel Başkanı, arka odaya geçti,
telefon etti, geldi. dedi ki; 'Kaptanlara (26 kişi) ayda 29 TL daha ver
maaşları net 6 bin 900 TL olsun' dedi. Onu da verdik. Biz de haber
verdik, 'Yarın gelecekler anlaşacaklar' dedik. Bunun üzerine arkadaşlar
gidince işte 'Kara personeline şu kadar istiyoruz bayramlarda 1 artı 2
değil, 1 artı 3 istiyoruz. Yani bir bayram çalışacak hem ana yevmiyesini alacak hem de iki yevmiye alacak. İki yevmiye olmasın üç yevmiye olsun
gibi iş sulanmaya başladı. Arkadaşlar görüştüler. Bu arada ben de
görüştüm. Beni aradı sendika başkanı lütfetti. Kaptanların yevmiyesine
zam istediler. Yeniden 2 TL daha verelim dedi. 110 TL ise 112 TL.
İlgilenmiyor bakmıyor konuşmuyor diyorlar ya bana 'Tamam, 2 TL daha
veriyoruz imzalıyor musunuz' dedik. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay ile
görüştüm. Bayramı versen başka bir şey çıkarıyor. İş imzalanamayacak
boyuta geldi. Her verdiğim cepte ve durmadan yeni istekler geliyor.
İZDENİZ ile yürüttüğümüz toplu pazarlık iyi bir sonuç olmadı. Tuttular
'oylama yapacağız' dediler. Çarşamba akşamı oylama yaptılar. Oylamadan
grevi durduralım kararı çıktı. Toplu sözleşmeyi Perşembe günü saat
11.00'da imzaladık saat 15.00'te gemiler çalışmaya başladı.""GREV OLMAMASI İÇİN VERECEĞİMİZ ÜCRETLER BELEDİYEYİ YATIRIM YAPAMAZ, ASFALT YAPAMAZ HALE GETİRİR"İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu, sendikaların 'daha fazla'
anlayışı olduğu sürece grev olmaması için verilecek ücretlerin
belediyeyi yatırım yapamaz, asfalt yapamaz, kentin ve belediyenin
hizmetlerini sürdüremez duruma getireceğini öne sürdü. Kocaoğlu,
sözlerini şöyle sürdürdü:"Bu olay beni üzdü. İşçiyi 23 gün
yevmiyesinden etti. İzmirliye zarar verdi. Toplu ulaşım çok hassas bir
konu. Anayasa Mahkemesi, toplu ulaşımda grev yasağını kaldırınca böyle
bir durumla karşı karşıya kaldık. Grev yasağı olduğu dönemlerde de zaten pazarlık usulü yapıyoruz. Grev yapılabilmesi, vatandaşın mağduriyetinin belediyeye yansımasına belediyenin köşeye sıkıştırılmasına, sendikacı
arkadaşlarımızı uzlaşmaz 'daha fazla daha fazla alayım' anlayışına
götürdü. Şimdi geçtiğimiz günlerde kamuda 190 bin işçiyi ilgilendiren
toplu sözleşmede yüzde 7.5 artı birinci yıl yüzde 5 ve seyyanen 80 TL
zamlar verildi. Oradaki net değil brüt ücret 2 bin, 3 bin lira arasında
sonuçlandı. Bizde kaptanların 6 bin 900 TL net ücretinden söz ediyoruz.
Bir tarafta 3 bin TL ücret, hangi kademeden bakarsanız bakın brüt olarak en az alan işçimiz devlet işçisinden iki katını alıyor. '2. sicil benim hakkım üstüne devlet 7.5 artı 5 verdi onu da ver.' Böyle bir pazarlık
olmaması gerekir. Ben işçimin hakkıyla çalışanımın hakkıyla vatandaşımın hakkını dengelemek zorundayım. Kimse işçiye fazla para verdik diye bize ne aferin der ne de herhangi bir karalama yapar. Ben bu belediyeyi
vicdanımla yönetiyorum. Değer yargılarıma göre kendi adalet anlayışıma
göre yönetiyorum. Kimseyle de inatlaşmıyorum. Bu süreci ben basına haber vermedim çünkü bu bir pazarlık. Pazarlık kamuoyunda yapılmaz Belediye
başkanından basın yoluyla randevu istenmez. İşin her bakımdan disipline
edilmesi gerekir. Bitti herkese hayırlı olsun ama toplu ulaşımda grev
hakkı olduğu müddetçe sendikalar da bu pencereden baktıkları müddetçe
sendika olan belediyelerde toplu sözleşmelerde grev kaçınılmaz
olacaktır. Yoksa grev olmaması için vereceğimiz ücretler belediyeyi
yatırım yapamaz, asfalt yapamaz, kentin ve belediyenin hizmetlerini
sürdüremez duruma getirir. Belediyenin görevi sadece çalıştırdığı işçiye ücret vermek değildir aynı zamanda yatırım yapmaktır. Biz bu dengeyi
kurmaya çalışıyoruz.""BEN ÇALIŞMAYANLA YOLUMU AYIRMA KARARIMDAN VAZGEÇMEDİM, SENDİKA İLE BÖYLE BİR PAZARLIK YAPMADIM"Vapur seferlerinde grev sürerken otobüs işçilerinin çalıştığı ESHOT'un 80
işçinin işten çıkarılması nedeniyle perşembe günü saat 06.00- 08.00
arasında iş bırakma kararı aldığını belirterek, süreci şöyle anlattı:"13 yıldır çalışmayan arkadaşları ayırmamız gerekiyor. Hasta olmadan rapor
alan, sosyal medyada olmayacak kişilere olmayacak yazılar yazan,
belediyenin aleyhine çalışan, iş yapmayan ve ortalığı karıştıran,
huzursuzluk yaratan kişilerle belediye yolunu ayırsın diye karar aldık.
Verim alamıyoruz ve bu salgın hastalık gibi. Dedik ki en problemlisinden en çalışmayan, en çok raporu istismar eden, izin almadan mesaiye
gelmeyenlerle yollarımızı ayıralım. Belediyenin olanakları arkadaşların
işine gelmiyor. Onlar başka yerde kendilerine ikbal bulsunlar. Biz
çalışacaklarla yolumuza devam edelim dedik. Toplam çıkardığımız kişi
sayısı 80. Kıdem ve ihbar haklarını vererek çıkarıyoruz. Biz sizinle
çalışamayacağız diyoruz. Adam bir yılda 60 gün rapor almış. Hastalığı
var mı? Yok. Ya gitmiş evine yatmış ya da gitmiş başka bir yerde
çalışmış. Bunun üzerine 'işi durduracağız' diye bir karar almışlar
06.00-08.00 arasında. İki saatte olsa sabah vatandaş işine gidemeyecek.
Biz de 'yasal hakkımız neyse onu yapacağız, tutanakları tutacağız'
dedik. Sonra arkadaşlar kendi aralarında değerlendirmişler 'saat 24.00
gibi eylemi erteledik, Belediye ile görüştük, anlaştık' diye açıklama
yaptılar. Biz aldığımız çalışmayan insanlarla yolumuzu ayırma genel
uygulamamızdan vazgeçmedik. Sendika ile böyle bir pazarlık yapmadım.
Sendikanın yapacağı bir iş var. Kardeşim biz burada Türkiye
standartlarının üzerinde ücret alıyoruz, en az iki katı. Bizim bunu hak
etmemiz gerekiyor. Çalışalım, verimliliğimizi artıralım, işimizi yapalım demesi gerekiyor. Çoğu yerde sendika yok. Bunu demesi gerekirken 'sen
bu işçiyi atamazsın, ben işi durduracağım' demek sendikaların açmazı. Bu açmazdan sendikaların kurtulması gerekiyor.""VAPURLARA BAKIM GEREKİR ALGISI YANLIŞ"Kocaoğlu, vapurların 23 gün çalışmaması nedeniyle belli bir bakım onarım
sürecinden sonra hareket edebilecekleri yönündeki algının da doğru
olmadığını, sözleşme imzalandıktan dört saat sonra vapurların yolcu
taşıdığını belirterek, "Grev de olsa sistemin ayakta kalması için
vapurun bakımını yapmak zorunda. Bu da yapıldı ve çıktı" dedi. Kocaoğlu, vapurların 23 gün boyunca yolcu taşımamasının maliyetinin işçiye
verilecek haktan çok daha fazla olduğu yönündeki eleştiriler için
şunları söyledi:"Toplu ulaşımda otobüs ve vapurda zarar ediliyor. Buna da bakılmaz. Ben İzmirli'nin genelin menfaatini korumak için
çalışıyorum. Genelin menfaatini korumuyorsun diyen varsa onunla
tartışırım."
GÜNDEM
Yayınlanma: 05 Ağustos 2017 - 07:33
23 günlük grevin perde arkası
Kocaoğlu: "Uzlaşmazlık sendikanın 'daha fazla' diye diretmesinden kaynaklandı"
GÜNDEM
05 Ağustos 2017 - 07:33
İlginizi Çekebilir








