Reklam
Reklam
MAYISTA SADECE TABİAT UYANMADI
Ömer Büber

Ömer Büber

İNCİR ÇEKİRDEĞİ

MAYISTA SADECE TABİAT UYANMADI

07 Eylül 2016 - 12:03

BİR MİLLETTE UYANDI

 

Mayıs ayı yılın en sevdiğim ayıdır.

Tabiatın uyanışının tamamlandığı aydır.

Canlıların libidolarının tavan yaptığı, yaşama çoşkuyla

tutundukları Mayıs, aynı zamanda bir kenttin, bir ülkeninde yeniden hayat bulduğu bir aydır.

......

 

Osman,1888 yılında kolluk görevlisi Recep Ağa'nın oğlu olarak Selanik'te dünyaya geldi. Osman okul çağına geldiğinde, Mustafa Kemal ağabeyinin kendisinden 5 yıl önce okuyup, mezun olduğu Şemsi Efendi mektebinde okudu.

Şemsi Efendi mektebini bitirdikten sonra Selanik Feyziye İdadisi'nde okurken İttihat ve Terakki Cemiyeti idarecileri tarafından sağlanan eğitim bursunu alarak Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi tahsili yaptı.

Çok iyi derecede Fransızca ve İngilizce konuşan Osman, Paristeki öğrencilik yıllarında kabına sığmayan bir delikanlıydı. O günlerde Osmanlı toprağı olan Trablusgarb (Libya) İtalyanlar tarafından işgal edilince Osman, Fransa'da okuyan Müslüman Milletlere mensup öğrencileri organize ederek nümayişler düzenledi.

Sorbonne'dan mezun olan Osman Teşkilat-ı Mahsusa'da çalışmaya başlar, o günlerde Balkanlar cadı kazanı gibi kaynamakta, istihbarat örgütleri cirit atmakta ve Osmanlı'dan kopartılarak küçük devletler vücuda getirilmek istenmektedir. Bu isyancı topluluklarıda İngiliz istihbaratına bağlı çalışan Buxton kardeşler örgütlemektedir. Osman'ın Teşkilat-ı Mahsusa'daki ilk görevi Buxton kardeşleri etkisiz hale getirmekti. Buxton kardeşlere Bükreş'te bir tünelde suikast düzenleyen Osman, 10 yıla mahkûm edildi. 1916 yılında Almanya'nın Balkanlara girmesi nedeniyle Romanya'dan salıverilip, İstanbul'a döndü.

Unutmadan şunu hatırlatmakta da fayda var. Osman, Buxton kardeşleri etkisizleştirme görevini aldığında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından ona (Bükreş'e giderken) yeni bir pasaport verilir ve yeni pasaportundaki adı artık Osman değil Hasan Tahsin'dir.

Hasan Tahsin...

1918'de İzmir'e yerleşerek "Hatıra" isimli bir şirket kurar ve Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti'nin sözcülüğünü yapan Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) gazetesini yayımlamaya başlar. Gazetedeki yazılarında ise"Vatanperver Hasan Tahsin" lakabını kullanır. Tahsin, yazdığı yazılarla Türkiye'de kadın haklarının savunuculuğunu yapan "İlk erkek"tir. Ayrıca Tahsin, İzmir'e geldiği yıl Sudiye hanımla gizlice evlenmiş, bu evlilikten Mehmet Kemal isimli bir oğulları olmuştur.

14 Mayıs'ı 15 Mayıs'a bağlayan gece binlerce İzmir'li eski musevi mezarlığında (Maşatlık meydanı) toplanmıştı. Henüz karaya çıkmayan ama İzmir körfezinde demirleyen İngiliz, Fransız, Amerikan, İtalyan ve Yunan zırhlıları bulunuyordu. Kalabalığa önce hitap eden Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa'ydı. Paşanın hitabından sonra topluluğa hitap eden bir diğer önemli isim ise Hukuk-u Beşer gazetesinin başyazarı olan Hasan Tahsin'di. Halkı direnmeye çağırıyorlardı. Ertesi sabah saat 9 civarında Yunan gemileri Pasaport ve Alsancak iskelelerine yanaşarak askerlerini karaya çıkarttılar. Ve Konak istikametine yürüyüşe geçtiler. Yunan birlikleri Konak meydanına geldiğinde Hasan Tahsin kalabalığın içinden fırlayarak, “olamaz, böyle elnizi kolunuzu sallayarak giremezsiniz” diye haykırarak eline beline atıp, revolver marka tabancasını çekip, ateşledi. İki Yunan askeri yere düştü. Böyle bir direniş beklemeyen Yunan Efzon Alayı askerleri önce mavzer ateşiyle sonrasında da süngüleriyle Hasan Tahsin'i saat kulesinin dibinde katlettiler.

Hasan Tahsin'in işgal askerlerine sıktığı ilk kurşun, Türk Kurtuluş mücadelesinde diğer yerlere de örnek teşkil etti. Aydın ve Balıkesir'de işgale karşı direniş baş gösterdi. Yunan işgaline karşı efeleri toparladığı gün Demirci Mehmet Efe ayağa kalkarak; "Bir genç düşmana ilk kurşunu sıkmış, bundan sonrası bize düşer!"demiştir.

 

 

AKSİ GÖRÜŞLER : Yukarıda bahsi geçen hikayeye muhalif görüşlerde ileri sürülmüştür. Bunlardan birisi Prof:Dr. Yalçın Küçük tarafından iddia edilmiş ; Aslında Hasan Tahsin'in bir Sebatayist (İbrani kökenli) olduğu, kurşun sıkma gibi bir olay yaşanmadığını belirtmiştir. İkincisi ise Tarihçi Mustafa Armağan tarafından şu şekilde ifade edilmiştir ; “İlk kurşun işgal kuvvetleri tarafından halka sıkılmış ve kalabalık arasında bulunan Hasan Tahsin kızkardeşi Melek'i korumak amacıyla karşılık vermiştir.”

 

Netice itibariyle tabiatın uyandığı mayıs ayında bir kent uyanmış, bir millet ayağa kalkmıştır.

 

SELAM VE SAYGIYLA

 

 

 

 

Son Yazılar