Reklam
Reklam
İHMALİN ADI SOMA
Esra Sezer

Esra Sezer

KÖY KAHVESİ

İHMALİN ADI SOMA

13 Kasım 2015 - 13:41

Dergimizin üçüncü sayısında sizlerden aldığımız övgülerle mutluluk içinde çalışıp, üretiyoruz. Aslında mayıs ayı yazın bize iyiden iyiye göz kırptığı bir ay. Kıpır kıpır yazılar yazmanın tam vakti. Ancak arkamızı dönüp baktığımızda çok fazla kıpır kıpır bir şey yok ne yazık ki. Hatta hiç yok diyebilirim. Çok geriye gitmeden bir sene önce yaşadığımız o acı olayı yüreklerimiz kana kana anacağız.

Tarih 13 Mayıs 2014. Ali Usta sabah karısını öptü ve evden çıktı 06:30 sularında. Fırından simit peynir aldı vardiya başlamadan yerim düşüncesiyle. Nerden bilirdi son yediği simit peynir olacağını. Yolda yürüye yürüye giderken bir yandan da faturaların son ödeme tarihlerini, çocukların okul masraflarını düşünüyordu. Ama şükür bir işi vardı. Her ay düzenli maaş alıyordu. Tamam o güvenliksiz ve karanlık yerde çalışmaya kim şükrederdi ama para kazanıyorum, evime ekmek götürebiliyordum diyordu içinden.

13 Mayıs 07:00 vardiyası başladı. Koşuşturma vardı bugün çok fazla. Saat 15:00 olsa da bir an evvel mesaimiz bitse diye düşünüyordu Ali Usta da diğer ustalar gibi. Saat çok kolay geçmiyordu maden ocaklarında. Sabah gidip bilgisayar başında haber okuyup kahve içmekle başlamıyordu günleri. Saat 15:00 olduğunda Ali Usta üstünü değiştirip evinin yolunu tutacaktı ancak hiç bir şey her zaman olduğu gibi olmadı. 15:10'da elektrik panosundan çıktığı düşünülen bir yangın çıktı. Kömür madeninin 2 km.'lik galerisinin çıkış kısmına yakın olan işçiler dışarı çıkmayı başardı. Ali Usta onların arasında değildi. Ali Ustanın ve diğer ustaların mahsur kaldığı galerilere temiz hava verildiyse de Ali Usta kurtarılamadı.

Yüreklerimiz kan ağlayarak günlerce bu faciayı takip ettik. 14 Mayıs'ta öğrendik ki 301 işçi hayatını kaybetmişti. Ülkede üç günlük yas ilan edilmişti. Bu facianın üzerinden tam bir yıl geçti. Biz gündelik hayat koşuşturmasına devam ettik. Çok üzüldük aklımıza geldikçe, apse yaptı yüreklerimiz. Ali Usta aramızda olmayalı tam bir sene geçti. Eşi Ayşe Ablanın yarası hiç kapanmadı, kapanmayacak. Çocuklar ise renkli salıncaklardan, karanlık mezarlığa gitmenin hayalini kurar oldular.

1941'den bu yana üç binden fazla Ali Usta kaybettik biz. Ali Ustanın hikayesi bu üç bin kişiden sadece birisinin hikayesi. Ne yürekler yandı kim bilir. İhmal olmasaydı eğer bu kazaların hiç biri yaşanmayacaktı. Bizler bu işin firatında var deyip işin içinden çekilmeye çalışırsak eğer vicdanımız bizi hiç bir zaman rahat bırakmaz. Efendim bu fitrat değildir. Bu ihmaldir. Eğer Soma'daki maden ocağında yaşam odaları olsaydı biz bu faciayı yaşamayacaktık.  Yaşam odasının bir tanesinin maliyeti 200 bin liraydı ve Soma madenindeki işçilerin bu tür bir aksilikte zarar görmemesi için toplam 40 yaşam odasına ihtiyaç vardı. Soma madeni yaşam odalarının maliyeti 8 trilyondu. Belki de bu nedenle yapılmadı. Pahalı geldi. İnsan hayatı paraya tercih edildi. Bir insanın hayatının değeri soma madeni yöneticileri için 26 bin liraydı...

Buradan Soma faciasında ve tüm madenlerde hayatını kaybedenleri rahmet ile anıyoruz. İlk yapılmasını dilediğimiz ise ILO anlaşmasını Meclis'ten geçirerek oradaki şartları yürürlüğe sokmak olmalı..

Son Yazılar